Markar ESAYAN KİŞİSEL WEB SİTESİ

6Mar/151

Sniper… Geyikler de, çocuklar da ölmeli…

Her kolonyal Hollywood filmi gibi “Sniper” da ezan sesiyle açılıyor. Böylelikle, ezan sesine bindirilmiş sentetik Doğu kurgusu, Batılı izleyicinin hafızasına 10 saniye içinde download ediliyor: Vahşi, tekinsiz, karanlık, kanlı, barbar, gerici, sapkın, düşük ve insanın karanlık tarafında dair ne varsa.. bunlar Doğu’ya özgüdür ve tabii ki Doğu’nun içinde de en kötü topluluk Müslümanlardır.

“Sniper”, ABD’nin en hızlı vatanseveri/cumhuriyetçisi/milliyetçisi Clint Eastwood’un bir “gerçek hikâyeye” dayandırdığı son filmi. Chris Kyle, Amerikan ordusunun en öldürücü keskin nişancısıdır. “Meslek yaşamı” boyunca, özellikle de Irak’ta (Felluce) düzinelerce gözü kan bürümüş çocuk kadın öldürmüş, ülkeye demokrasi eken ABD askerlerini bu demokrasi düşmanlarından korumuştur.

Nitekim ezan sesinin fonunda kamera, dağılmış, harap olmuş Felluce’ye döndüğünde, şehri bu hale kimin getirdiğini sorgulamayız bile. Ezan sesinin Batılı hafızadaki bindirilmiş anlamları bize bir hikâye anlatır zaten. Chris ise, o sırada yanında 8-10 yaşlarında bir çocuk olduğu halde Amerikan birliklerine doğru yürüyen çarşaflı bir kadın fark eder. Çarşafından bir Rus yapımı el bombası çıkarıp çocuğa verir. Çocuk hızlanarak annesinden ayrılır ve
birliğe doğru koşmaya başlar.
Chris’in bir karar vermesi gereklidir. Gördüğünün bir el bombası olduğuna emindir ama bir çocuğun beynini dağıtırken biraz özenli olması gerektiğini bilmektedir. Demokrasi mi, karanlık çağlar mı? ABD askeri mi, Iraklı ana-oğul mu? Big-Mc’mi, falafel mi?
Çocuğu öldürür. Çarşaflı anne çocuğa doğru koşar. Biz tüm sahneyi Chris’in son teknoloji tüfeğinin dürbününden izleriz. Ama o da ne! Kadın çocuğunun cesedine kapaklanmak yerine, yerdeki el bombasını almış ve yarım kalan görevi tamamlamak üzere ABD birliğine doğru koşmaya başlamıştır. Böylelikle, subliminal bir mesajla, kadının çocuğunu feda edecek, onun ölmesini hiç umursamayacak kadar irrasyonel/insan altı bir varlık olduğunu bu sahne ile anlarız. Kadın öldürüldüğünde ise seyirci derin bir nefes alır. Olması gereken olmuştur, ölmesi gerek ölmüştür.

Chris, ABD milliyetçisi babası ile geçirdiği av günlerine borçludur keskin nişancılığını. Bir geyiği baba oğul neşeyle öldürdükleri gün babası ona “Bir gün iyi bir AVCI olacaksın” diye adeta peygamberlikte bulunur. Böylelikle zayıfın güçlünün yemi olduğu dünya düzenini hatırlarız. Bu bazen ormanda bir geyik, bazen de Felluce’de Iraklı bir çocuk olur.
Chris, El Kaide liderlerinden Zarkavi’nin peşine düşer. Bu arada Irak olimpiyat takımının atıcılık şampiyonu Mustafa da Chris’in… Chris İsa Mesih’in, Mustafa da Hz. Muhammed’in adıdır. İki keskin nişancı arasında amansız bir mücadele başlayacak, Eastwood efendi, bunu iki peygamberin karşılaşması olarak sunacaktır. Hıristiyanlık/İslam, İsa/Muhammed, iyi/kötü…
Çürümüş bir hegemonya zihniyetinin, kendisini fetişleştirmiş hastalıklı bir kibrin, din ve vatanseverlik dahil tüm kamuflajlar ardından insanları nasıl avladığını, nasıl hasta ettiğini görürüz Chris’te… Eastwood’un görevi, çökmüş bir zihniyeti allayıp pullayıp biraz daha dayanmasını sağlamak olmalıdır. Chris, Zarkavi’yi ararken raflarda vazo gibi yan yana dizilmiş insan kafaları ile barbarın kim olduğu
ve onlara ne yapılması gerektiği sürekli
hatırlatır bize.

Oysa Chris, keskin nişancı olmasa, Rahibe Theresa’nın erkek versiyonu olacak kadar iyi yürekli bir eş, bir babadır. Mustafa ne kadar soğukkanlı, insanlık özelliklerinden arınmış, beyni yıkanmış bir ölüm makinesi ise, Chris onun tam tersidir. İkisi de insan öldürmektedir. Ama izleyici, Chris’in silahından çıkan mermilerin şifa, Mustafa’nınkilein ise ölüm dağıttığını bilir.
Hatta, bir başka sahnede Chris elindeki RPG’yi masum ABD askerlerine ateşlemek üzereyken Iraklı barbarı vurur. Ancak bir çocuk yere düşen RPG’yi zar zor omzuna alıp “işi” bitirmek ister. Chris çocuğu vurmak zorunda kalmamak için içinden dualar eder, ölüm terleri döker. Çocuk RPG’yi yere fırlatıp kaçınca, derin bir “oh” çeker, hatta ağlar. Ülkesinin Irak’ta bulunurken hissettiklerini özetleyen bir durumdur bu. “Öldürüyoruz ama bir sorun neden öldürüyoruz.”
Hasılı, sonunda Chris ve Mustafa karşılaşır. Chris Mustafa’yı öldürür. Yani Hz. Muhammed ve onun temsil ettiği uygarlık kaybeder. Chris, ABD dönüşünde Irak’ta savaşan bir gazi tarafından öldürülür.

Tamamen düzmece kitle imha silahları ve Saddam’ın El Kaide’ye destek verdiği şayialarıyla Irak’ı Özgürleştirme Harekâtı bir milyon sivilin ölümüne, mezhep düşmanlıklarına ve son olarak da IŞİD türünden canavarlıklara yol açtı.

Ve bunda Hollywood ve ABD medyasının da büyük payı var. Kutsalları istismar ederek, gerçeği saklayarak ve bunu çok iyi yaparak.

Yeni Şafak, 01.03.2015

Bu yazıyı beğendiyseniz Paylaşın!

Bu yazıyı beğendiniz mi?

RSS Kaynağımıza abone olun!

Kategori: GENEL Yorum gönder.
Yorumlar (1) Geri izlemeler (0)
  1. Sn.Markar Esayan:Güzel bir yazı,tebrik ederim.Sizi yeni tanıma fırsatım oldu.Bundan sonra yazılarınızı takip edeceğim.sevgiyle kalın…


Leave a comment

Geri izleme yok.