Markar ESAYAN KİŞİSEL WEB SİTESİ

6Mar/150

Cumhuriyet’i Taraf’laştıralım projesi de çökmesin mi!

Cumhuriyet gazetesinin üzerinde bir hayalet dolaşıyor, farkındasınızdır. Bir süredir adeta kabuk değiştiriyor, Bu Mr. Hyde’laşmayı, Taraf’tan tasfiye edildiğimiz 25 Nisan 2013 tarihinden beri tanıyoruz. Şimdi daha ağır çekimine Cumhuriyet’te tanık oluyoruz.

Aslında Taraf’ta da tedrici bir Mr. Hyde’laşma öngörmüşlerdi, ama heyhat, bizim gibi ummadıkları bir sert kayaya çarptılar.

En nihayetinde ve herhalde Türkiye’de bulabileceğiniz en aklı başında ulusalcı olan Utku Çakırözer’in daha koltuğunu ısıtamadan görevinden alınıp, yerine Can Dündar’ın getirilmesi sıradan bir durum olamazdı. O Dündar ki, 17 Aralık operasyonunun mimarlarından dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç’la bir otelde görüşme yaparken fotoğrafları ortaya çıkmıştı.

Ve o Dündar ki, Ardıç’ın epey yakın olduğu 17 Aralık Savcısı Celal Kara ile bir röportaj serisi patlatmış, amma velakin röportaja Kara’nın lapsusları damga vurmuştu.

“Bizim dosyamızda Bilal Erdoğan’la ilgili bariz bir şey yoktu. Biz polis fezlekelerine de yazmamıştık, Meclis’e gönderdiğimiz bilgi notuna da eklemedik, ama bence işin içindeydi Erdoğan... Doğrudan ismi geçmediği için ve ‘1 Numara’ lafı muğlak kaldığı için onu bilgi notuna katmadık. Ben bunu iddianamede irdeleyecektim. Başlığı hazırlamıştım.”

Patron çok kızmış olmalı.

Neyse, konu o da değil.

Kara röportajından da, Hebdo çizimlerinin yayımlanmasından da Çakırözer’in rahatsız olduğu söyleniyordu. Ama çok geçmeden 9 Şubat’ta işlem tamamlandı, Can Dündar röportajdan iki hafta sonra Cumhuriyet’in genel yayın yönetmeni oldu.

Peki ellerinde gazete mi yoktu? Mesela Taraf?

Yok, öyle değil.

Onlar deşifre oldu veya etkisizleşti. Üstelik laikler, solcular ve ulusalcılardan mürekkep beyaz Türklerle bağlantı kayışı olamayacak kadar nefret toplamış haldeydiler.

O yüzden Ahmet Altan’ın yazısının Cumhuriyet’te çıkmasını önemsedim. Yıldıray Oğur nazikçe ama gerçeğin küreğiyle Altan’ı o kadar derine gömmüştü ki, içerikten ziyade yazı için Cumhuriyet’in seçimi bana ilginç geldi.

Altan daha önce ergenleri gaza getirmek için pehlivanca bir “No Pasaran” yazısı yazmıştı Gezi’de. Geçen yılın mayıs ayında ise “Bağımsız” Gazetecilik Platformu P24’ün düzenlediği bir toplantıda yine eforik bir konuşma yapmıştı. Sanki 2007’den sonrasını, altı yıllık Taraf macerasını, paralelin bunca darbe girişimini yaşamamış gibi, hiçbir özeleştiride bulunmadan, hiç sıkılmadan, “Gazetecilik yüzde 99’u alçaklık ve korkaklık olan, ama dürüst ve cesur yüzde 1’lik kısmıyla dünyayı değiştirmeye yardımcı bir meslektir” deyivermişti.

Ama Altan “muhteşem dönüşü” için zaten aslında hiç terk etmediğini sonraları anladığım (Belki de tam da bu yüzden yazı işlerini deneyimsiz, söz/karar hakkı olmayan gençlerle doldurmuşlardı) Taraf’ı değil, Cumhuriyet’i seçiyordu.

Taraf’tan kovulduğundan beri hala sigortası olmayan, Taraf’ta çalışabilmek için yıllarca biriktirdiği birikimlerini tüketmiş, aile işini kapatmış, evinde doğalgaz saati sökülmüş, akbili boşalmış, kanserli annesinin son günlerinde işinin başında olmayı seçmiş bizim gibileri “alçak” ilan ederek, yani dün olduğu gibi yine bizi kurban ederek kamuoyunu arkasına almaya çalışıyor ve bunu hiç sıkılmadan bir de şövalyelik taslayarak yapıyordu.

Lakin bunlar da önemli değil.

Önemli olan Cumhuriyet.

Ahmet Altan Cumhuriyet’te başyazar olsa mesela, yeni devşirmelerini yine kanatları altında toplasa, Erdoğan’a vurarak, bizleri “alçak” ilan ederek laik mahallede sokağa daha rahat çıkabilse, ne iyi olurdu değil mi?

Eh omlet yapmak için yumurtaları kırmak gerekir. Nasıl olsa Tanrı yazardı o. Hamamböceklerini ezer geçerdi. Lüks apartman dairesinden şöyle bir Boğaz’a bakar, bilgece kafasını sallar, “Yine yendim!” derdi.

Olmadı...

Dönüşü muhteşem olamadı...

Ne Hikmet’e yaranabildi, ne Ezgican Başaran’a, ne Ahmet Şık’a yaranabildi, ne de Cumhuriyet okurlarına...

İnsanlar sandığı kadar aptal değil. Türkiye eski Türkiye değil.

“Son oyun” da bitti. Senaryo çöktü.

Cumhuriyet’teki arkadaşlara tavsiyem gazetelerini korusunlar.

“Kullanışlı aptallar” kontenjanı çoktan doldu çünkü.

Yeni Şafak, 05.03.2015

Bu yazıyı beğendiyseniz Paylaşın!

Bu yazıyı beğendiniz mi?

RSS Kaynağımıza abone olun!

Kategori: GENEL Yorum gönder.
Yorumlar (0) Geri izlemeler (0)

Yorum yapılmadı.


Leave a comment

Geri izleme yok.