Markar ESAYAN KİŞİSEL WEB SİTESİ

20Haz/11Kapalı

Okan Bayülgen ve kepazeliğin sıradanlığı

Okan Bayülgen’i ta doksanlı yıllarda yaptığı Gece Kuşu programından, hatta yanlış hatırlamıyorsam Mydonose FM’deki günlerinden bilirim. O zamanlar, David Letterman gibilerinden esinlendiği “gece şovu” konsepti çok yeniydi ve insanları şaşırtan şeyler söylüyordu. Televizyona bağlanan kadın izleyicilere “Ne kadar salaksın, aptal!” gibi laflar etmesi, kendince zekice bulmadığı konuşmaları yarıda kesmesi başta “bu zat bir sıra dışı muhalif veya arızalı bir aydın mı” hissiyatı uyandırmıştı bende.

Tabii o yıllar herkesin solculuk, devrimcilik, özgürlükçülük, anarşistlik oynayabildiği zamanlardı. Maskeler düşmemişti. Bu tip adamların, toplumdaki muhalefet duygusunu ehlileştirmek için müesses nizam tarafından çok da makbul görüldüğünü bilecek datalar alenileşmemişti henüz. “Memlekete komünizm lazımsa onu da biz getiririz” diyen bir sistemin, aslında kendi kozmetik muhaliflerini de devşireceği, bu konformizmi Okan Bayülgen gibilerinin de hemen fark edip kullanacaklarını bilecek durumda değildi toplum.

Konu Taraf’ın CHP’li Süheyl Batum’un hazırladığı ‘Anayasa Vizyonu’nu ile ilgili haberi. Manşet “Türkiye Türkiye vatandaşlarınındır” şeklinde atılmıştır. Gerçekten de, Anayasa Vizyonu, vatandaşlık tanımı, vicdani ret, Diyanet reformu, anadilin öğrenme hakkı, YÖK ve seçim barajının kaldırılması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konularında CHP’den beklenmeyecek devrimci öneriler içermektedir. Manşetin spotunda ise “Türkiye Türklerindir saçmalığının nihayet sonu göründü. CHP, anayasa önerisinde ‘Türkiye, Türkiye vatandaşlarındır’ deme noktasına geldiğine göre” yazmaktadır.

İşte o gün, MHP’ye yakınlığı ile bilinen BengiTürk kanalının sabah programını yapan Murat Şahin isimli bir şahıs, bizim gazeteye sıra gelip, spotun ilk cümlesini okurken “Türkiye Türlerindir saçmalığının...” kısmında takılıyor. Rol kestiği her halinden belli. Kalemini masaya fırlatıyor, ellerini başının arasına alıyor, sonra “Ben bu haberin daha neresini okuyayım ya!” diyor. Sonra iki kez “cümle” dediği ilk üç kelimeyi, yani “Türkiye Türklerindir saçmalığını” okuyup hiddetleniyor, Taraf’ı yırtıp kenara atıyor. Rol kestiği o kadar belli ki, bunu yaptıktan sonra “Pardon ya, özür dilerim, gazeteyi kenara koyacaktım” diyor.

Tam bir lümpenlik.

İşte Okan Bayülgen de bu lümpenliği Disko Kralı programında “Medya arkası” bölümünde gösteriyor. Konuklar arasında İsmail YK, Asuman Krause, Mustafa Topaloğlu, Mercan ve Ümit Erdem gibi isimler var. Görüntü ekrana geliyor. Murat Şahin “Ben bu haberin daha neresini okuyayım ya!” dedikten sonra salondan birden alkış yükseliyor. Muhterem Taraf’ı yırttığı anda ise seyirci kendinden geçip tezahürat yapıyor, salon alkıştan inliyor. Bir televizyon programında, bir gazetenin hakaret görmesi ve yırtılması alkışlanıyor, alkışlatılıyor Okan tarafından.

Ne Bayülgen’den, ne de konuk seyircilerden bir tepki var. Hatta konuklardan Ümit Erdem bu vandallığa alkış tutarak destek veriyor. Okan’ın, sadece buradaki “kitch”liği sergilemek için bu tercihte bulunduğunu düşünmem. Bu sahneyi alkışlatmak ve Taraf’ı linç etmek istediği belli. Yoksa biliyorsunuz, “Yüce öğreten” olarak sık sık araya girer ve kritik müdahalelerde bulunur. Bunu yapmıyor. Amacı belli: Taraf’ı linç ettirmek.

Okan malum, Taraf’ın temsil ettiği her şeyin antitezi olabilecek birisi. Hannah Arendt, Eichman’ın davasını izlediği gibi, Okan’ın programlarını izleseydi, muhtemelen onun için de “Banality of evil”, yani “Kötülüğün sıradanlığı” gibi bir kavram icat etmeden durumu açıklayamazdı.

Onu bir Taraf okuruna anlatmak gereksiz. Okan “Bu ülkede antimilitarist olamazsınız. Askerlerimizle ilgili espri de yapamazsınız. Buna hakkınız yok bu kadar şehidimiz varken. Asker kaçaklarına gösterilen öfkeyi de haklı buluyorum” diyebilecek kadar apoletli bir populist. Karabüksporlu Emenike’yi ekrana getirip “Bunlar tekneyle gelenler mi” diyecek kadar arımcılığın dibine vurmuş. Programdan 15 gün önce yalvar yakar çağırdıktan sonra Kürtçe şarkı okuyacak diye Rojin’i yasaklayacak kadar da etnik sosunda korkaklık serpili. Bu son programdaki rezaletiyle değil, çok önceden onun yapısökümünü yapmıştım.

Ekşi Sözlük’te 2007'de adının altına şunları yazmışım. Formata dokunmadan aktarıyorum.

“hepimizin el ele verip yardımcı olmamız gereken kişidir. içindeki ulusalcı hezeyanın, tabana (halka) olan tiksintisinin, seçkin sınıfın gür memelerine yapışmış dudaklarının, kişisel komplekslerin, makina'nın baş köşesine hakkı adındaki baba figürünü, iktidar totemini dikerek aklayan kişidir. temiz türkçe konuşarak keşke vicdanlarımız da temizlenebilseydi. keşke okan gibi numara yaparak demokrat, çoğulcu, objektif, çevreci olabilseydik. okan'ın çevrecilik dahil tüm maskelerinin içindeki hesaplaşmamışlığı, bilinçdışı suçluluk hislerinden kaçmak için sığındığı bir liman olarak görüyorum.”

 Ama belli ki 2007’den beri daha da kötülemiş Okan.

Taraf, 20.06.2011

markaresayan@hotmail.com

Bu yazıyı beğendiyseniz Paylaşın!

Bu yazıyı beğendiniz mi?

RSS Kaynağımıza abone olun!

Yorumlar (35) Geri izlemeler (0)
  1. kendini zeki görüp ve elinden geldiğince etrafındakiler aşağılayan mahlukat. kanal d gibi popüler bir kanalda show programı yapıp reyting için tüm maymunlukları yapıyorsun ve paranı almana rağmen halen anarşizm, komünizm ve sosyalizm kullarak maske giyerek kendine pay çıkarmaya çalşıyorsun.

    gelelim bunları niye yazdım dün geceki programda medya arkasında bengü tv dek faşist bir abmimiz türkiye türkiye vatandaşlarınındır manşetli haberi gösteriyorsun. o görüntüdeki abimiz türkiye türklerin saçmalığına kızıp taraf gazetesini yırtıyor ha ben taraf okuru değilim yine yaptığı bana göre milliyetçilik değil resmen ırkçılıktır. gelelim tekrar medya arkasına video yayınladığında bir alkış geliyor sakin ve yavaş ve tam abimiz taraf gazetesini yırtarken seyirci iyice çoşuyor. birde ne görelim ümit erdem adlı sanatcımız diyelim fena gaza geldi herhalde oda alkışlamaya başlıyor. aynı zamanda stüdyoda bunları sadece izleyen ve alkışlamayan gerçekten insan olan bir kesim var gelelim takıldığım yere eğer sen o videodaki abimiz ile aynı fikri paylaşıyorsan niye stüdyodaki alkışlara bir tanede sen eklemedin yok o videoki abimizi desteklermiyorsan sadece dalga amaclı o video yayınlıyorsan o alkışlayanlara niye tepki vermedi yoksa maddi kaybın olur diyemi ikili oynadır.

    gelelim mektubun sonuna anarşizm, komünizm ve sosyalizm kullarak faşistlik yapma yani ikili oynamayı bırak dostum

  2. Tahlil budur işte..

  3. Ben de o stüdyoda olsaydım ben de alkışlardım. Türkiye Türklerindir

  4. Bir Taraf okuru olarak Okan’in Taraf’i linc etmek istedigini dusunmuyorum. Kendisi ne bir muhalif ne de bir aydindir. “Baska kafalarda” olmayi oynayarak populerlik kazanmis bir elitistir. Onu bu kadar ciddiye almak da anlamzsiz. Bosver Markar Abi

  5. Ünlülere bok atarak para kazanmak istiyorum bende…

  6. Daha veciz açıklanamazdı.Ellerinize sağlık.
    Aslında mesele Okan ya da benzerleri, yani kişiler, değil,ama Türkiye’de sığ,antidemokrat ve banal olduklarının farkında olma ihtimali bile olmayanların kendi kendilerini şehirli,eğitimli ve rejimin koruyucusu ilan etmeleri ve bir ‘entitlement’ sendromu yaşamaları…
    Okan onların arasında okumuş kaldığı için anlaşılamıyordu tam belki,ama plazalarda onun ‘yüce öğretici’ tavrını örnek alan binlerce ‘çağdaş’ ‘okumuş’ genç var.Vahim olan da kendi kendini yeniden üreten bu kitlenin hali aslında…

  7. Okan Bayülgen’in programina gerek stüdyo gerekse ekran basinda katilarak onu reyting müptezelliginin kurbani haline getiren suursuz kalabaliklar; sizler Stockholm Sendromu’nun tam da merkezinde yer aliyorsunuz, uyandirmis olayim…

  8. Oncelikle kendisinizin bir ozelestiri yapmaniz gerekmez mi? Kendi cevremden biliyorum, yer kayseri, insanlar namazinda niyazinda adam aleviye oy vermez diyerek akp’ye oy verdiler! AKP zihniyeti musluman olmayandan nefret eden, evet hiristiyana, yahudiye tahammullu ama aleviye, bahaiden nefret eden fasizan bir zihniyet. Siz de hala vicdaniniz sizlamadan alevilere nefret soylemini dile getiren bir partiya oy veriyorsunuz, bunun uzerine de erdogan’a methiyeler duzuyorsunuz. Bu secimde basbakan kalabaliklara kilicdaroglunun aleviligini aman bilin ha alevidir diyerek yuhalatti! Sizi hala gercekleri goremeyip de boyle bir basbakani desteklediginiz icin kiniyorum. Kimseye oy vermeseydiniz sizi ciddiye alabilirdim ama kusura bakmayin hicbir inandiriciliginiz kalmadi gozumde.

  9. okanı, analiz etmek için… bir sürü psikolojik yorum yapılabilir…
    ama okan gibi binlerce yurttaş olduğuna
    göre… olayın sosyolojik analizle açıklanması gerekiyor…
    demekki bu toplum, bu toprak… okan gibilerin
    üremesine uygun bir zemin haline gelmiş… aslında bu sosyal iklim…
    bütün az gelişmiş, üçüncü dünya
    aydınları için hep var… ama insan, şunu düşünmekten alıkoyamıyor kendini..
    . osmanlının külleri
    üzerinde… hele hele istanbul gibi kozmopolitan bir yerde…
    daha kalibreli bir tavır… tarz… üslub bekliyor
    son söz… üslubu beyan aynıyla insan… derler….
    antalya, serik, kürüş köyünden, ömer çelik…

  10. Türkiye Türklerindir ve öyle kalacak. Bunu kabul etmeyen herkesin sonuda aynı o gazete gibi olacak üzgünüm. Türklüğünüzden utanıyorsanız yeriniz bu topraklar üzerinde değil

  11. Bırakın bu bayatlamış ucuz tehditleri; bunlarla artık sadece küçük çocukları korkutabilirsiniz. Bugün adına Türkiye dediğimiz topraklar tarihte hiçbir zaman tek bir halka ait olmamıştır ve bundan sonra olması da pek mümkün gözükmüyor. Türkiye bütün Türkiyelilerindir, hiçbir etnik ya da dini grubun tekelinde değildir. Ben bunları bir etnik Türk olarak yazıyorum ve Türklüğümden utanmıyorum.

  12. Şunu da eklemeliyim: etnik Türk olmayanlara Türk damgası vurulmasını da Türklere tabi kullar vaziyetine indirgenmelerini de kesinlikle yanlış buluyorum. Türklük Türkleri, Kürtlük Kürtleri ilgilendirir. Ayrıca her birey etnik ve dini aidiyet tercihlerinde özgürdür.

  13. Anayasa ve diğer kanunlardan herhangi bir etnik ya da dini grubu diğerlerinin üstüne çıkaran eşitlik ilkelerine aykırı öğeleri atmalıyız. Kanunlarda Türkiye vatandaşları Türk, Kürt, Ermeni, Rum, Yahudi, Müslüman, Sünni, Alevi, Hristiyan gibi etnik ya da dini terimlerle değil sadece Türkiyeli (Türk değil) olarak anılmalı ve eşit muamele görmeli.

  14. Etnik ve dini tercihler tamamen bireylere bırakılmış ve herkesin kendi iç dünyasında yaşayacağı kültürel öğeler olmalı ve devlet ve devletin kanun ve kurumları bu tür şeylere karışmamalıdır.

  15. Bu kapsamda tabii ki diyanet işleri de lağvedilmeli ve tüm diğer ibadethaneler gibi camiler de devletin idaresinden alınıp bağımsız özel kişi ve kurumlara (örn., vakıf, cemaat, tarikat, şirket) devredilmeli yani özelleştirilmeli. Din adamları da devlete değil özel kişi ve kurumlara bağlı olarak yetiştirilmeli ve çalışmalı. Kanunlar ve devlet kurumları da bu yeniliklere göre yeniden düzenlenmeli.

  16. Bukadar bahis etmeye gerek yok bence “Okan Bayülgen” den bende şahsını pek sevmem zekide bulmam ama şöle bi söz var küçükler konuşur büyükler konuşulur konuşulacak kadar değerli bir şahsiyet değil

  17. Uzun lafın kısası, bütün etnik ve dini gruplara eşit mesafede olacak bir devlete ve kanunlara ihtiyacımız var. Dinden bahsetmişken, dinliyle dinsize de eşit mesafede olunmalı.

  18. Son olarak şunu belirteceğim: Markar’ı gerçek bir Türkiyeli vatansever (milliyetçi değil) olarak görüyorum. Yukarıda “Türkiye Türklerindir” yazanlarsa ne kadar farkındalar bilmiyorum ama böyle yaparak bölücülük yapıyorlar.

  19. Türkiye’de ne milliyetçilik ne de İslam tutkal görevi görebilir. Bugün Türkiye’yi ayakta tutacabilecek ve birliğini koruyacabilecek yegane ideoloji demokratlıktır. Türkiye’nin tek tutaklı demokrasidir. Türkiye’nin selametini isteyenlerin demokrasiye sarılmak ve onu güçlendirmekten başka yapabileceği hiçbir şey yoktur. Ama bu uğurda demokrasinin kanunlarla perçinlenmesi yetmemektedir ve her bir Türkiye vatandaşının ya da en azından Türkiye vatandaşlarının çoğunluğunun demokrasiyi ve demokrasi kültürünü içselleştirmesi şarttır.

  20. demokrasiyi ve demokrasi kültürünü içselleştirmesi şarttır

    ve de tabii ki gerçek hukuk ve adaleti

  21. Osmanlı’nın son dönemlerinden bu yana ülkenin birliğini koruyabilemek ve ülkeyi sağlam ve güçlü kılmak için çok çeşitli ideolojiler denendi: Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük, Atatürk Türkçülüğü ya da milliyetçiliği, Jakoben laiklik… Ama hepsi birer birer çöktü ve geriye sarılacak bir tek demokrasi ve hukuk ve adaletçilik kaldı.

  22. Bu uğurda hukuk sistemimizin de hem teoride hem de pratikte gerçek ve adaletli bir hukuk sistemine dönüşmesi şarttır.

  23. Osmanlı’nın son dönemlerinden bu yana ülkenin birliğini koruyabilemek ve ülkeyi sağlam ve güçlü kılmak için çok çeşitli ideolojiler denendi

    Aslında burada sorun yanlış sorunun sorulmasından kaynaklanıyor. Ülke ve devlet için ne iyidir yerine halk için ne iyidir sorusu sorulsa doğru cevaplara ulaşmak daha kolay ve çabuk olurdu. Halk her zaman ülkeden ve devletten önce gelmelidir ve kararlar ona göre alınmalıdır.

  24. Halk her zaman ülkeden ve devletten önce gelmelidir ve kararlar ona göre alınmalıdır.

    Bu arada, halk cinsiyeti, etnisi, dini, mezhebi, ideolojisi ne olursa olsun bir bütün olarak değerlendirilmeli ve halkın bir bölümü kayırılıp bir bölümü ezilmemeli ya da ikinci sınıf muamele görmemelidir. Yani herkesin talepleri eşit derecede ağırlık taşımalıdır.

  25. Markar’ı gerçek bir Türkiyeli vatansever (milliyetçi değil) olarak görüyorum.

    Aslında vatanseverlik kavramı da milliyetçilik gibi problemlidir. Vatan kavramı 19. yy’ın milliyetçi hareketlerinin bir sonucudur. Vatanseverlik yerine demokratlığı, çoğulculuğu, adaletçiliği ve eşitlikçiliği savunmalı ve öne çıkartmalıyız.

  26. adamı ciddiye alıp insan yerine koyuyoruz da ondan tepemize çıkıp oturuyor.

  27. Vay canına, Okan’a bakın hele demek taraf’ı linç ettirmek istiyor :) O halde siz; bu yazdığınız, direkt muhatabını hedef alan cümlelerle, Okan aleyhine, kim bilir ne eylemler yaptırmayı düşünüyorsunuz :)

    Not: TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR ! Siz rahatsız olduğunuz sürece de böyle olmaya devam edecektir !

  28. Artık, soyut, varsayımsal toplulukların değerli olduğu zihniyetten etiyle kemiğiyle insanın – her bir insanın – değerli olduğu zihniyete geçmenin zamanıdır.

    Osmanlı döneminde ümmet değerli olmuş; cumhuriyetteyse millet; ama insan hep unutulmuş, bastırılmış, kişiliksizleştirilmiş.

    Artık, insanı özgür bırakmanın zamanıdır; artık, hümanizm zamanıdır.

  29. Adına vatan ya da ülke dedikleri şey insansız bir hiçtir. Bireyler tek tek değerli oldukları sürece vatanın ve ülkenin bir anlamı vardır, yoksa laftan ibarettir.

  30. Türkiye’de herbir Türkiye vatandaşı el üstünde tutulmalıdır. Devletin, polislerin ve askerlerin oyuncağı olmamalı, olamamalıdırlar. Bu ülkede Türkiye vatandaşlığı en kıymetli hazine olmalı ve ona göre muamele görmelidir.

  31. Bu ülkeden kendileri veya ataları vakti zamanında tehcirlerle, mübadelelerle, sürgünlerle kovulmuş ve vatandaşlıktan çıkarılmış herkes dönebilmeli ve bu ülkenin vatandaşı olabilmelidir. Kovulan Rumlar, Ermeniler, Süryaniler, Kürtler ve Türkler ve onların soylarından gelenler Türkiye’ye dönüp Türkiye vatandaşlığına geçebilmelidir. Bu ülke hepimize yeter.

  32. tehcirlerle, mübadelelerle, sürgünlerle kovulmuş

    ya da kaçmak zorunda kalmış

  33. Ben şahsen kimsenin anadil olarak Türkçeden başka bir dil konuşmadığı bir ülkede yaşamak istemem. Sokakta dolaşırken veya TV ya da radyoda Türkiye kanallarında zaplarken sadece Türkçe duymak sıkıcı oluyor. Türkiye’nin daha fazla monotonlaşmasını istemiyorum. Zaten medya ve “popüler kültür” yüzünden yeterince monotonlaşıyoruz, bir de dil ve “etnik kimlik” üzerinden monotonlaşmak çok boğucu oluyor. Türkiye’nin daha çok renkli ve daha çok sesli bir ülke olmasını istiyorum. Osmanlı döneminin demokratik ve eşitlikçi bir versiyonunu hayal ediyorum.

  34. “etnik kimlik” üzerinden monotonlaşmak

    ya da “milli kimlik” üzerinden

  35. ya da din veya mezhep veya ideoloji üzerinden


Geri izleme yok.